Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Özlemin Masalı-Köşe Yazısı

Özlemin Masalı-Köşe Yazısı

874
0

Oyuncularından bıktığımız ve her defasında seyrettiğimiz oyunun final bölümünden bir şarkı hatırladım. O şarkı anlatıyordu tüm yaşanmışlıklarını aslında filmin. Benim de senaryosunu hep kurguladığım filminin şarkısı senmişsin. Hayat süreci içerisinde geleceğe bakarken benim gibi ruhu hafif olan insanlar hep geçmişten güç alırmış ya hani. Gerçek bir masal konusu gibi, sahi sen ne bırakmıştın ki bana unutulmaz… Son hatırladım şey aslında sadece bir yalan. Gelecektin hani… Her ihtiyaç duyduğumda olacaktın yanı başımda. Hep rüyamda kayboluşların sonrada bıraktığın bir o kadarda yalnızlığım. Bıktım seni sunan her faldan. Senin gibi kokan her çiçekten.

Ben hep kitap okurken hayallerimin ardına seni atıyormuşum meğersem. O hayaller rüyalarımı acıtıyorken gökyüzünü mavi boyuyormuşum her sabah. Güne başladığımı sanırken Filmin ana oyuncusu benmişim aslında. Öyle bir senaryo yazılı ki avuçlarımdan silinmiyor bu izler. Aynı yerlerde bilmediğim yüzler var artık. Çokta dolanmıyorum. Üstünü de gitmeyi bıraktım, düşünmüyorum artık. Bu soğuk akşamlarda, ben bir tek sana söylüyorum şarkımı tüm sessizliğimle. Her zaman okuyorum yeni baştan aynı özlemle o masalı

Ummadığım bir anda telefon çalıyor. Sen çocuklaşıyorsun ben ise aptallaşıyorum. Aynı maskeleri takarken sıkılmıyor musun her gün, en çok da bunu merak ediyorum. Beynimi boşaltıyorum, aslında her defasında daha çok aptallaşıyorum. Kalem düştükçe elimden, kâğıtlardan uçurtma yapıyorum.  Senin rüzgârına aldırmıyor. İpleri salarken uçurtmanın, hangisi daha yükseğe tırmanacak diyorum. Fakat ben hala üstüne atlayıp ta gidemedim hiç bir uçurtmamın. Anlayacağın daha uzağa gitmek için, daha uzun yürüyüşlere çıkıyorum artık.

Utanmak mı vardı sanki severken. Kabullenemediğim her doğru kadar bu yıpranmışlığım. ”Beni mi bekliyordun” dediğinde, ”çok mu belli ediyorum” diyorum. Ne zaman sevsem işte bu denli teslim oluyorum. Kendim olmaya, kendimi bulmaya çalıştıkça farkına varmadan daha çok kaybediyorum. Sanırım ben hep bu sonu, varacağı noktayı hesaplayamıyorum. Yer çekimini ihmal ettiğimde yine kocaman bir sensizlikle uyanıyorum. Öyle bir susuyorum ki en çok ağaçlar anlıyor sanırım sonbaharda bu halimi.

Gözlerim seni arıyor bütün maviliğinde gökyüzünün ve bütün kuş seslerinde adını, bir uçtan bir uca bir şehir gözümde büyürken, seninle dağlar göller ve nice şehirlerarasında. Hala yeterli masallara sahip değilken, nefret ediyorum bu mesafelerden. Sonsuzluktan ders çıkarırcasına ufuklara dalıyorum. Sonra bir gün tekrardan savaşıyorum, ne yapacağımı bilmeden. Avuçlarımdaki o silinmeyen izlerle ve her defasında yeniden yeniliyorum sana. Biliyorum diyorum bir şeye ait olmak için onun damarlarından akmalı, onunla solumalı ve onunla yaşamalı her hücren. Ben aslında en çok bildiğimi sanıyorken hataya düşüyorum.

”Kalp ruha der ki :Ben severim, aşık olurum;ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap verir: Sen yeter ki sev”Şems-i Tebrizi