Ana sayfa İsmail Hakkı Cengiz Bir cep telefonu kaç kamyon domatese bedel?  – Köşe Yazısı

Bir cep telefonu kaç kamyon domatese bedel?  – Köşe Yazısı

761
0

Çocukluğumda, “Adamlar, bir biçer-döver veriyor, karşılığında Konya ovasındaki bütün buğdayımızı alıp götürüyorlar!” sözü meşhurdu.

Elbette bu fazlasıyla büyük bir abartmaydı fakat gerçeğin bir yönünü gösteriyordu… Sermaye ve teknoloji yoğun üretimin, ilkel üretimden binlerce kat değerli olduğunu.

Çocukluğum demek, yarım asır öncesi demek. Aradan bunca zaman geçmesine rağmen, ne yazık ki bu anormal ütülmeyi tersine çevirecek, hatta durduracak bir hamle yapamadık.

Genel görünüm itibariyle, biz halen bir tarım ve hammadde ülkesiyiz, ticaret ortaklarımız ise sanayi ülkeleri. Üstelik gelişen makineleşme, tohumculuk, gübreleme ve en önemlisi “iklim değişikliği” gibi sebeplerle, kalite düşerken, üretim hem yön değiştirdi hem de arttı. Meselâ, 1980’ler ve öncesinde, bizim buğdayımıza muhtaç olan Rusya, şimdi buğday ihracatçısı bir ülke oldu… Hem de en önemli müşterisi kim, biliyor musunuz? Türkiye!

Hayvancılığa gelince, et fiyatlarındaki füze gibi yükselişi görüyorsunuz!

Bu anormal yükseliş neden?

Çünkü hayvancılık bitik… Et üretimi yetersiz… Tâ Güney Amerikalardan et veya canlı hayvan ithal ediliyor… Bu şartlarda et fiyatları fırlamaz mı?

Tabii bu anormallik, sadece bizim ülkemize has değil. Konuyu inceleyen Alman iktisatçı Hans Singer ve Arjantinli iktisatçı Raul Prebisch, ticaretin az gelişmiş ülkelerin aleyhine olduğu sonucunu açık-seçik ortaya koyuyorlar.

Singer-Prebisch Tezi’ne göre, “Gelir arttıkça tarımsal ürün talebi azalır, sanayi ürününe talep ise artar.” (AÜ, Uluslararası İktisat Politikası, S.84)

Üretim arttığından zaten değeri düşen tarım ürünlerine bir de dünya gelirinin artmasından kaynaklanan talep azalması darbesi iniyor.

Hâl böyle olunca, bizim ihracat gelirlerimiz sürekli düşerken, ithalat giderimiz yükseliyor.

2016 yılında, Türkiye’de, satılan sadece akıllı telefon sayısı 12,5 milyon!

Bir cep telefonu kaç kamyon buğday, kaç kamyon domates eder?

Adamlar cebimize bir telefon koyuyor, bikamyon domatesi götürüyor diyebilir miyiz?

Üstelik bizim 12,5 milyon kamyon tarım üretimimiz var mı?

Yoksa aradaki fark nasıl karşılanacak, nasıl kapatılacak?

İleri teknolojiyi üretmeniz şart!

Ufukta bu gözüküyor mu?

Hayır!

O vakit, tek potansiyeliniz, bir “açık hava müzesi” olan yurdun turizm potansiyelini kullanmak, geliştirmek, dünyaya açmak, insanları ülkenize çekmek!

Çekici olmanız lâzım, itici değil!

x   x   x

DÜNYA DERSANESİ VE SINAVI

“Yaşam akışta ve anda olmaktır.

Şuur seviyesi bu olduğu için,  insan bunu hayatına esas alırsa mutlu ve sağlıklı yaşar. Ancak korku nedeni ile bazı insanlar hayatını tamamen ego seviyesinde, maddi manevi sahip olma kaygısı ile tüketmektedirler.

Varoluşumuz; evrensel sevgiyi, paylaşımı, birliği anlamak, mutluluk ve sağlıktır.

Barış içinde geçmiş  ve gelecek serbest bırakılarak ve bağışlanarak, yaşam coşkusu hak edilir. Evrensel yasalara uygun korkusuz, özgür ve iç görü ile sağlıklı olunur.

Tek bir hücremizi götüremeyeceğimiz bu dünyadan cesur, üreterek, hak ederek,

Bütünün parçaları olduğumuzu bilerek, hiç bir şeyi küçümsemeden yaşamalıyız.

Hayatımızı; hiçbir konuda kutuplaşmadan, sevgi ile birlik içinde geçirirsek dünya dershanesinden sağlıklı ve başarı ile geçeriz.”

Dr. Alev Özmehmet