Ana sayfa Köşe Yazarlarımız REFERANDUMA DAİR – Köşe Yazısı

REFERANDUMA DAİR – Köşe Yazısı

518
0
PAYLAŞ

16.Nisan.2017 tarihli anayasa değişikliğine ilişkin referandum bitti ancak tartışmaları uzun yıllar bitmeyecek gibi görünüyor. Cumhurbaşkanı “atı alan üsküdarı geçti” diyor, karşısındakiler ise “mühürsüz referandum” nitelemesi yapıyorlar.

Yönetim sistemini değiştiren bir anayasa değişikliğine ilişkin olması nedeniyle devlet ve millet için çok büyük önemi haiz olan böyle bir referandum süreci (içeriğine girmeden) demokrasinin yerleşik olduğu bir ülkede usulen nasıl yapılır;

1-Anayasada yapılmak istenilen değişiklik önerileri milletin önüne konulur ve konulara ilişkin toplumun tüm kesimleri düşüncelerini ortaya koyar, tartışır ve en azından belli konularda uzlaşma sağlanır böylelikle, toplumsal sözleşme niteliğine yaklaşan bir irade belirginleşir.

2-Toplumunda   belirginleşen irade istikametinde oluşturulan metin Parlamentoya getirilir, Parlamento çatısı altında, komisyonlarda ve genel kurulda etraflıca görüşüldükten sonra Anayasa ve Meclis içtüzüğüne uygun olarak Milletvekillerinin iradelerini sakatlamayacak bir şekilde yapılan gizli oylamalar neticesinde kanunlaşması sağlanır.

3-Referandum   sürecinde, tüm tarafların Radyo-Televizyonlardan adil bir şekilde yararlanmaları sağlanır, taraflar arasında eşitlik ve adaleti zedelememek için devlet parasıyla propaganda ve reklam yapılmaz, kamu erki baskı aracı olarak kullanılmaz.

4-Oy sayımı yapılırken haber ajanslarının referandum sonuçlarını manipüle edici yayın yapmaları önlenir.

5-Seçimleri organize eden bağımsız-tarafsız anayasal kurum (YSK), oy sayımından önce kanunun emredici hükümlerini yok sayamaz, yapılmış olabilecek hilelerin geçerlilik kazanması ihtimaline neden olmaz.

16.Nisan.2017 tarihli anayasa değişikliğine ilişkin referandum sürecinde ise;

1-Anayasa değişiklik teklifinin toplumsal katmanlarda tartışılmadan, bir dayatma olarak toplumun karşısına çıkartılmış olması nedeniyle, toplumsal sözleşme niteliği bulunmadığı görülmektedir.

2-Parlamento’da yapılan oylamalarda Anayasa ve meclis içtüzüğü hükümleri ihlal edilerek oylamalar gizli yapılmamış, milletvekillerinin iradesinin sakatlandığı görülmüştür.

3-YSK, propaganda sürecine ilişkin olarak Radyo ve Televizyon yayınlarına yasada (298 sayılı yasa madde 52) getirilen sınırlama ve düzenlemeleri yetkisini aşarak kaldırmış ve böylece propaganda da eşitlik ilkesini yok ederek, adil olmayan bir propaganda süreci gerçekleşmesine neden olduğu görülmüştür.

4-Devletin tüm imkanlarını sadece bir tarafın kullandığı, böylece adil olmayan bir durum oluşturulduğu, diğer tarafın ise, OHAL koşullarında baskı ve tehdit hissini yaşadığı görülmüştür.

5-Cumhurbaşkanı’nın yeminine sadık kalmadığı ve taraf olarak süreçte faaliyette bulunduğu görülmüştür.

6-YSK’nın kanunun emredici hükmünü (298 sayılı kanun 101.madde) yok sayarak mühürsüz oy pusulaları hakkında vermiş olduğu genel mahiyetli karar tam bir skandal olmuştur.

7-Devletin resmi haber ajansı olan Anadolu Ajansı’nın sandıklar açıldıktan sonra yapmış olduğu yayınlar ise sandık sonuçlarının manipülasyonu olarak görülmüştür.

Takdir yüce Türk Milleti’nindir ancak  burada bir hukuk ilkesini belirtmekte fayda var. “Usule uygun olmayan meşru değildir.” İlkesi. Bu ilkenin uygulanıp uygulanmayacağını önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.