Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Koroner Arter Hastalığı 2 – Köşe Yazısı

Koroner Arter Hastalığı 2 – Köşe Yazısı

863
0

RİSK FAKTÖRLERİ ;

KALITSAL RİSK FAKTÖRLERİ ;

-Yaşın ileri olması ;

Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaş üzeri ve postmenapozal (adetten kesilme sonrası) dönemde olmak.

-Cinsiyet ;

Koroner kalp hastalığı daha çok erkeklerde görülür.

-Kalıtım ;

Ailede bu hastalığın bulunması.

1-ÖNLENEBİLİR RİSK FARKTÖRLERİ

-Sigara kullanımı

-Hipertansiyon; Kan basıncının ( 140 / 90 mmHg’dan ) yüksek olması

-Kandaki “HDL Kolesterol” düzeyinin ( 35 mg/dL’den ) düşük olması

-Kandaki LDL  kolestrol  düzeyinin yüksek olması

-DİABET

-Diğer risk faktörleri : Şişmanlık, hareketsiz yaşam, gut hastalığı, aşırı alkol ve kahve tüketimi, hiperkalsemi (kan kalsiyum düzeyinin yüksek olması), kadınlar için oral kontraseptif (doğum kontrol hapı) kullanımı .

Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler belirigin olabilmekle birlikte uzun süre şikayet olmaksızın, sessiz seyredebilen bir hastalıktır. Göğüs ağrısı en sık belirtidir. Kalbe kan ve oksijen sevkinin azalmasına bağlıdır. Ağrının şiddeti kişiye göre değişir. Ağrı tipik veya atipik olabilir. Tipik göğüs ağrısı, göğsün orta yerinde baskı veya sıkışma tarzında, eforla veya stres ile ortaya çıkar, istirahat ile azalır.

Atipik göğüs ağrısı karında, sırtta, sol veya sağ kolda, boğaz veya çenede olabilir. Keskin ve değişken karakterde olabilir. Kadınlarda daha sık rastlanmaktadır.

Göğüs ağrısının tipik olması ve kişinin yaşı koroner kalp hastalığı olasılığını tahmin etmemize yarar. Örneğin tipik göğüs ağrısı olan 65 yaşında bir kadının koroner kalp hastalığı olasılığı %91 iken, atipik anginası olan 55 yaşında bir kadının olasılığı %32’dir.

Koroner kalp hastalığının diğer belirtileri nefes darlığı, sersemlik hissi, soğuk terleme ve bulantıdır. Kalp krizi (infarktüs) bazen, koroner kalp hastalığının ilk belirtisi olabilir. Kalbi besleyen damarın tamamen tıkanması veya yağlı plaktan kalp kasına parçalar atması nedeniyle oluşur. Bu durumda göğüs ağrısı daha şiddetlidir, istirahatle geçmez, bulantı ve terleme eşlik edebilir. Derhal en yakın hastaneye başvurulması gerekmektedir.

Tanı kalp damarlarının görüntülenmesiyle konuluyor

Koroner arter hastalığının kesin tanısı “koroner anjiyo” olarak adlandırılan kalbin damarlarının görüntülenmesi ile konulmaktadır. Son yıllarda bilgisayarlı tomografi ile de görüntü alınsa da “altın standart” kasık ya da kol atardamarından girilerek yapılan klasik anjiyodur. Tanısal anjiyo sonucunda hastaya tedavi seçeneklerinden uygun olanı önerilmektedir.

Tıbbi tedavi: Bu tedavi seçeneği genellikle hastanın damar yapısının herhangi bir girişimsel müdahaleye gerek olmadığı ya da cerrahi veya stent işlemlerinden yeterli faydanın sağlanamayacağı hallerde önerilmektedir.

Balon veya stent: Böyle bir girişim, genellikle hastanın damar yapısındaki darlığın bu tedavi yöntemine uygun olduğu ve yeterli kazanımın sağlanacağı durumlarda ya da cerrahi tedavi riskinin çok yüksek olduğu vakalarda önerilmektedir

Koroner bypass: Cerrahi tedavi ise genellikle hastanın damar yapısına bir girişimin gerekli olduğu ve hastanın en düşük riske karşın en yüksek kazanımının cerrahi tedavi ile olduğu durumlarda önerilmektedir. Koroner bypass, darlık olan bölgenin daha ilerisine kanı götürmek amacı ile yapılan bir köprüleme işlemidir. Bu işlem bir açık kalp ameliyatı olarak yani kalbi durdurarak yapılabileceği gibi, kalbi durdurmadan çalışan kalpte de yapılabilmektedir. Kesi klasik olarak her iki meme arasından orta hatta olabileceği gibi küçük ya da yandan da olabilmektedir. Yöntem seçiminde temel hedef, hastanın genel durumuna ve riskine uygun olarak en faydalı aynı zamanda da en risksiz ameliyatı gerçekleştirmektir. İşlem sonrasında hastaların büyük bir çoğunluğu, 5-7 gün içinde taburcu olarak sağlıklı bir şekilde gündelik hayatlarına dönebilmektedir.