Ana sayfa Köşe Yazarlarımız DARBEDER ATİ   – Köşe Yazısı

DARBEDER ATİ   – Köşe Yazısı

4109
0

Daha oyun başlamadan, askerlerim rolündeki İsmet ve Ömer ile birlikte, bir miktar heybetlice salonun kapısından girince,

Salondaki misafirlerin ekserisinin bakışları bize doğru yönelince,

Bizi karşılayan yetkililerden biri ”Komutanım buyurun”’ diye beni protokole oturtmakta ısrar edince,

”Protokole şehit aileleri otursun, ben şu koltukta otururum.” Diyerek oturmam gereken yeri biraz seslice belirtince,

Belirtili tümlecime cevap,’’ Siz nasıl isterseniz komutanım’’ diye gelince,

Bembeyaz sakallı bir dede, bastonunu gördüm önce, sonra omzumda eli… Şehit yakınıymış hemen arkasındaki görevli söyledi. Kalktım ayağa öptüm elini, başıma koydum. Eliyle şöyle bir kolumu sıvazlayıp, gülümseyerek, ” Berhudar ol komutan oğlum” deyince,

Bir aile geldi yanımdaki koltuğa oturdu. Yanımızdaki kapı sürekli açılıp kapanıyor. Yazık, ailenin kucağındaki kız çocuğu ha bire burnunu çekiyor, hapşırıyor. Kadın kocasına; ” Ya söylesene şu kapıyı kapatsınlar, çocuk zaten hasta iyice hasta olacak…” Adam önce bir baktı kapı tarafına söyleyecek gibi oldu sonra ”kapatırlar nasılsa” dedi, sustu.  Bakar mısın dedim oradaki görevliye ayıptır söylemesi elimle de gel ettim. Dedim; ”Şu kapıyı kapatın, çocuk hasta zaten soğuk geliyor. ”Direk kapattılar. Yanımdaki adam; ”Sağolun komutanım” teşekkürünü bile sessizce söyleyince…

‘’Kapıyı kapatın’’ diyerekten el ettiğim o güzel insanın ilçe başkanı olduğunu öğrenince, J

Askerim rolündeki İsmet kardeşimi çağırdım. Geldi, selamını çaktı, eğilince kulağına sessizce;

” Kardeşim hiç bozma valla bizi gerçek sandılar.” O da gür bi sesle ” Emredersin komutanım” deyince biz role salondan itibaren girdik haliyle…

Bi ara gözüm çorabıma ilişti.

Koyu mavi açık mavi yanlamasına çizgili çorap giymişim. Giyinmenin telaşında siyah çorap giymeyi unutmuşum. Pantolonun paçayı uzattıkça uzattım. Salondakiler beni komutan sanmışken, çorabımı görüp, ” Mavi desenli çorap giyen komutan mı olur la?” demesin diye…

Işıklar söndü…

Son üç, iki, bir…

Diğer taraftaki askerim rolündeki Ömer tam kurusıkı tabancanın ağzına mermiyi verince, oradakilerin biri, ‘’ Napıyorsun sen biiiiiiiipppppp‘’ diyerekten kardeşceğizimize müdahalesine, ‘’ Rol gereği, bu oyundaki bir sahne‘’ diye zar zor ikna edince…  J

Salonda bir saate yakın rol yaptık haliyle…

Sahne önünde dört, dört buçuk dakika rol kesme sonra merdivenlerden sahneye…

Merdivenlerden sahneye ilk adım sonrası yok bende…

Oyunu izleyen Mehmet (Işık) abinin dediğine göre ”Sol yaptın, sağ yaptın sonra attın kendini, kafa arkasından vurdun kendini yere…”

Sahnede kalmışım öylece… Sahne tamamlandı ve ışıklar söndü…

Mustafa Hoca’nın beni kulise götürüş çabası, o arada beni götüreyim derken elindeki kuru sıkı patlayınca…

Mehmet  (Işık) abinin 35 sene sökük bile görmeyen üniformasını iki günde deliverdik, üniforma gazi oldu üzerimizde:)))

Sonrası ambulans… 8’e 5 tansiyon… Kapalı bir bilinç… Serum üstüne serum…

İkinci serumla birlikte kendime gelişim…

Mustafa Hoca geldiğinde ilk sorum; ” Sahne nasıldı? Alkış aldık mı?”

Dahası;

” Film çektirdiniz mi?” diye soran acil doktoru…

” Kamera var mı? Valla Polatlı’da da burada da filme çekildi” cevabı…

Doktorun içinden ‘’ Deli bunlar zaar’’ diyerek bakışı ve yanımızdan uzaklaşışı…

Profesyonelce devam eden bir oyun…

Kuliste ve sahne önünde duygusal anlar…

İzleyenler özetledi mevzuyu; ‘’Tiyatro oyunu değil, gerçeği sundular.’’

Ambulansla hastaneye kadar gelip yanı başımda bekleyen Murat Abi… Kulise bilincim kapalı ve baygın halde aldıklarında dişlerim kilitlendi diye açmak için uğraş veren, serumlarla bilincim yerine gelip tansiyonum 8’e 5 ten normale dönüş haberini alınca sevinç gözyaşları döken Sevim abla, Mehmet abi…

Oyun biter bitmez hastaneye gelen hocamız Mustafa Yeşilyurt ve değerli ailesi… Gözyaşlarıyla ve tüm profesyonellikleriyle oyunu tamamlayan ve ben hastaneden çıkıp yemek yenilen mekâna girdiğimde sevinç alkışlarıyla karşılayan yetenekli genç kardeşlerim… İlgi ve alakalarını eksik etmeyen TÜRKAV yetkilileri…

Arayıp geçmiş olsun diyen Belediye Başkanımız Sayın Mürsel Yıldızkaya ve belediye meclis üyelerine… Gönül gözü ile kaleminden yürek damlattığı köşe yazısıyla bizleri mutlandıran Yetkin Öztürk ağabeye… O akşamdan itibaren arayan tüm kardeşlerime, dostlarıma, arkadaşlarıma… CHP İlçe Başkanı Sayın Selami Ovacık ve yönetim kurulu üyelerinin bir kısmına… Mesaj yollayan kardeşlerime dostlarıma ve facebook tan geçmiş olsun dileklerini ileten herkese çok teşekkür ederim… Allah razı olsun…

DİP NOT: ‘’ŞEHADET ‘’ Bir tiyatro oyunundan çok daha fazlası… Bu akşam saat 19.30’da 13 Eylül Kültür Merkezinde… Ayıptır söylemesi aşırı beğeni üzerine…

VİP NOT: Polatlı Belediye Tiyatro Ekibi…

TİP NOT: Darbeden önce ve darbeden sonra caps’ inden de görüleceği üzere; ‘’Darbeder Ati’’