Ana sayfa GÜNDEM Onlar Suriyeli değil, Türkmen!

Onlar Suriyeli değil, Türkmen!

1205
0
PAYLAŞ

Polatlı sokaklarında, Suriyeli mültecilerden oldukları zannedilen iki küçük Türkmen kız, annelerinin ilaç masrafları için, çadırlarına ekmek götürmek için mendil satarak para kazanıyor.

Yasemin henüz 14 yaşında. Şeker hastası bir annesi, 6 yaşında bir erkek ve 7 yaşında bir kız kardeşiyle sınırdan ülkemize girip sığınmış Türkmen bir ailenin kızı. Ailenin en büyük çocuğu o; çünkü Yasemin’in anlattığına göre alınlarında kırmızı bir şerit bağlı olan askerler,  kendinden 3 yaş büyük,  bir gözü görmeyen ağabeyini Türkiye sınırından içeri girerken zorla savaşa aldılar. Kilis sınırından Polatlı’ya geleli 1 ay oldu. Babalarını 7 yıl önce kaybettiler. Polatlı’da ise yaklaşık 10 Türkmen ailesiyle birlikte; mezbaha yakınlarında kurulan yaşam alanında bezden bir çadırın içinde yaşıyorlar.  Annelerinin ilaç masrafları için kardeşi Leyla ile mendil satarak para kazanıyorlar. Yalnızca ilaç masraflarını değil, ailenin tüm giderlerini karşılıyorlar; günde en fazla 20 lira kazanarak…

Küçük omuzlarında dünyayı taşıyor

Yasemin, Kilis sınırından ülkemize giriş yapan ve topraklarımıza sığınan 10 Türkmen aileden yalnızca birini temsil ediyor. 14 yaşında olmasına rağmen, para kazanıyor ve ailesine bakıyor. Son bir aydır Polatlı’da yaşamaya başlayan Türkmen kızımız sokaklarda dolaşarak mendil satıyor.

Asıl hikâyeleri yaklaşık 7 yıl kadar önce babalarını kaybetmeleriyle başlıyor. Sonrasında savaş nedeniyle toprakları Bayırbucak’tan uzaklaşmak zorunda kalıyorlar. Annesi, 17 yaşındaki ağabeyi, 7 yaşındaki küçük kız kardeşi ve 6 yaşındaki erkek kardeşiyle birlikte savaştan kaçarlarken, Kilis sınırında da ağabeylerini savaşa teslim ediyorlar.

Sınırdan bir ay önce geldiler

Kilis sınırından Polatlı’ya bir ay önce gelen Türkmen aileler Suriyelilerden daha zor şartlar altında yaşıyorlar. Çünkü devletten maddi yönden aldıkları hiçbir destek yok. Ne bir evleri, ne bir maaşları yok.  Kalabilecekleri tek yer ise parça bezlerden yaptıkları çadırları. Yağmur yağdığı zamanlar, sokakta kazandıkları parayla aldıkları naylonları, bez çadırların üzerine örterek korunuyorlar. Çünkü onların Suriyeli mültecilere verilen Kızılay çadırları yok. Çünkü onlar Suriyeliler tarafından eziyete uğradıkları, hakarete maruz kaldıkları ve dışlandıkları o mülteci kampına dönmek istemiyorlar.

Yasemin, “Bize kötü davranıyorlar, elimizde poşet gördükleri zaman çekip alıyorlar zorla. Çadırımıza giriyor çocuklar, bazen dışarıdan sopa ile çadırımızın kenarlarını yırtıyorlar,  Allah devletten razı olsun bizi sınırdan içeri aldılar ama kampa gitmek istemiyoruz. O kampta Araplar bizimle alay ediyor, her gün kavga çıkarıyorlar, bizim yaşımızdaki kızları kaçırıyorlar, bize huzur vermiyorlar, bizi kampa göndermesinler.”diyerek mağduriyetlerini açık bir şekilde dile getiriyor. Kampın güvenli olduğu konusunda anlaşıldığı gibi birçok eksik var. Türkiye topraklarında oluşturulmuş bir mülteci kampında Suriyeliler kendilerinden başka bir milleti barındırmıyor. Türkiye topraklarında, Türk milletinin öz kardeşleri olan Türkmenler barınmakta güçlük çekiyor. Bu sebeple o dışlandıkları kampa gitmektense daha da zor şartları tercih ediyorlar. Çadır kurdukları alanda yaşayan Suriyeliler tarafından da rahatsız ediliyorlar. Suriyeliler Kızılay çadırlarında kalırken Türkmen aileler bez çadırlarda yaşamaya ve sessiz sedasız hayatlarını zor şartlar altında devam ettirmeye çalışıyorlar. Devlete herhangi bir yardım talebinde bulundukları zaman tek seçenek olarak kampa gitmeleri öneriliyor.

“Suriyelilerle karıştırıyorlar”

Polatlı’ya ilk geldiklerinde kaymakamlığa giden aileye misafir kimliği dışında bir şey verilmemiş. Başvurduklarında ise Kilis’te bulunan mülteci kampına yerleştirme önerisi konuşulmuş. Yalnız görmezden gelinen şey şu ki; ülkemizin topraklarında bulunan kamp alanında bile Türkmen kardeşlerimiz üzerinde otorite kurmaya çalışan Suriyeliler sürekli huzursuzluk çıkarma halindeler. Kamp alanındaki Suriyeliler tarafından dışlandıklarını ve o alanın sadece kendilerine ait olduğu düşünerek hareket ettiklerini belirten Yasemin, gazetemize kampa gitmek istemediklerini ifade ediyor.

Sokakta mendil satarak hayatlarını devam ettirmek zorunda kalan, 14 yaşındaki Yasemin ve küçük kardeşi 7 yaşındaki Leyla, çoğu zaman Suriyeli dilencilerle karıştırıldıklarını ifade ediyor. Henüz okul çağındaki bu iki küçük kız sırf annelerinin diyabet ilaçlarını alabilmek için mezbaha yakınlarındaki çadırlarından şehir merkezine yürüyorlar. Bazen ise diğer Türkmen ailelerden aracı olan biri onları şehir merkezine kadar bırakıyor. Ülkemizin geldiği noktaya bakarsak, istismar olaylarının hızla arttığı bu günlerde, bu kızlarımız olası bir tehlike altında sokakta yalnızca mendil satarak para kazanmaya çalışıyorlar.

“Yağmur yağdığında çadırın üzerine naylon çekiyoruz”

Kaldıkları çadırı gördükten sonra Yasemin’e soruyoruz:

-“Burada nasıl yaşıyorsunuz? Yağmur yağdığında zor olmuyor mu?”

-“Üstüne naylon çekiyoruz, öyle sıcak oluyor.”diye cevaplıyor.

Soğuk ve yağmurlu havalarda çadırlarının üzerine naylon çekerek idare ediyorlar. Naylon alacak parayı kazanmak için de sabah saatlerinde yola koyulup, kardeşi Leyla ile Hanımlar Konağı’nın önünde mendil satıyorlar. Yaşıtları okula giderken, sıcak bir evde yaşarken, onlar 7 yıl önce kaybettikleri babalarının ve sınırdan içeri girerken zorla savaşa çekilen, bir gözü görmeyen 17 yaşındaki ağabeylerinin yokluğunda, koca bir yükü omuzluyorlar. Yüklerine rağmen yüzlerindeki o mahcup gülümseme ise hiç kaybolmuyor.

Çadırlarının içersinde neler olduğunu merak edip içeri girdiğimizde karşımıza çıkan manzara; halı niyetine yere serilmiş ince bir battaniye ile birkaç parça tencere oluyor. Bu tencere içerisinde suyu ısıtarak banyo ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Yakacakları olmadığı için bulabildikleri kadar çalı çırpı toplayıp ateşi bunlarla yakıyorlar.

Halbuki küçük bir yardım eli onlara “yeni bir hayata merhaba” dedirtebilir. Kaybettikleri babaları ve savaştaki ağabeyleri geri getirilemeyecek olsa bile, okul çağındaki bu kızların sokaklarda zor şartlarda çalışmalarına çözüm getirilebilir. Onlar yalnızca küçük bir yardım eli bekliyorlar.