Ana sayfa Köşe Yazarlarımız YENİLENMEK – Köşe Yazısı

YENİLENMEK – Köşe Yazısı

996
0

Herkes yaşamı boyunca dibe vurduğu zamanları bir şekilde yaşamıştır. Dibe vurulan günler unutulmaz genelde,onun etkisi uzun süre geçmez çünkü.Mutlaka her şeyden vazgeçmiş ve büyük bir ümitsizlik yaşanmıştır. Hatta bu günlere dayanmak o kadar zordur ki, bir çoğunun hayatının sonu olmuştur. Kaybetmek ve her şeyin sonu diye adlandırılan günler. Bir an yok olunmak istenir ya hani.

İşte önemli olan bu günlerde ayakta durmaktır. Dik durabilmektir tüm zorluklara ve katlanmaktır her türden acıya. Kendi gücümüzü bilerek, savaşmadan teslim olmamaktır hayata. Her neyse yaşadığımız baş edebilecek gücümüzün var olduğunu  bilmeliyiz.

Biz ilk kendimizi yenmeliyiz. İlk önce, içimizdeki umutsuzluğu ümide çevirmeliyiz. İşte, düşünün hayatımızda neler değişti. Değişen şeylerin yerini kim ve kimler veya ne aldı. Kendimize soruları bol sorarak başlarsak, kendimizi daha çok anlarız. Yoksa tüm sorunlarımız ve ümitsizliklerimiz bizde yer yapacak, bizden asla ayrılmayacaklardır. Mutlu olmaya biliriz ama, mutluluğun tarifini unutmamamız lazım. Ümitsizliği hiçbir zaman hayatımıza sokmamalıyız. Geldiğinde de kolayca göndermeliyiz. Sonsuzluktaki yerine. Tıkanmış yolları açmak yerine açık yollardan ulaşmalıyız hedefe veya hedefimize…

Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediğimiz ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeliyiz.Her olumsuzluklarda mutlu olmanın yolunu bulabilmeliyiz. Hala nefes alabiliyorsa umudunu kaybetmemeliyiz. Hala şanslı olduğunu düşünmeliyiz. Her gün aynı yoldan evine gidiyorsan, değiştirmeli yolunu başka sokaktan evine varabilmeyi öğrenmeliyiz. Otobüsteysen bir durak önce inip yürümeliyiz. Güneşi, yağmuru, karı soğuğu kısaca her şeyi hissedebilmeliyiz.
Hiç düşmemişsen, el veremezsin kimseye kalkması için, hiç çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların; merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların.Her şeyi doyasıya yaşamalı ve yaşamın tüm risklerini almalıyız.
Geçenlerde okudum çok ilginç geldi  bana kartalların yaşam deneyimini…
Derler ki:
“Kartallar uzun yaşarlar. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı almak zorundadırlar.Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Tüyleri kartlaşır, kalınlaşır ve kanatlarına takılmaya başlar.
Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.
Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.
Bu yönde karar veren her kartal, bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kurar
Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar.
5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.”
Düşünelim bizde!Kendimizi kartalın yerine koyalım. Daha uzun yaşamak adına böyle bir acı çekmeye razı olur muyduk? Daha uzun olmasa da, daha mutlu olma adına ‘zihni sıfırlamayı” yapabilir miydik? Bazen kararlar vermek gerekiyor yenilenmek adına …

“Yaşamın gayesi;hoşa gitmeyen şeylerden kaçmak değil,hoşa gitmeyen şeyleri yenmektir. (Forester)”