DOLAR 8,4396-0.21%
EURO 10,0747-0.32%
ALTIN 492,43-0,93
BITCOIN 3537231,38%
Ankara
29°

AÇIK

04:07

İMSAK'A KALAN SÜRE

Nurettin Topçu ve Demokrasi  – Köşe Yazısı

ABONE OL
3 Mart 2017 09:37
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

*Demokrasi bizde halka “amentü” halinde ezberletildi.

*Bünyemize uygunluğunun üzerinde düşünülmedi.

*Demokrasinin hukuk ve ahlâk bakımından tahlili yapılmadı.

*Hiçbir rejim kendiliğinden ne iyidir ne fena.

*20. asır demokrasiyi bir din gibi benimsemiş bulunuyor.

*Demokrasi, kendinden beklenen gayeye ulaştırabilmek için, onu kullanan insanlardan fazilet ister.

*Demokrasinin selameti, idareye iştirak eden her ferdin, hatta oy kullandıkları için bütün halkın faziletli olmasına bağlıdır.

*Fertlerin sahip olduğu olgunluk farkları hesaba katılınca demokrasinin ilk ve esaslı mahzuru ile karşılaşmış oluruz.

* Bu rejimde “bilenle bilmeyen “ bir olmaktadır.

*Cahille âlimin, filozofla amelenin, şerir ile velinin farkı tanınmıyor.

*Olgun ve faziletli bir hâkim ile psikopat bir katil yan yana oy kullanıyorlar;  her ikisinin oyları tatbikatta aynı değeri taşıyor.

*Cahillerle menfaatçilerin sayısı olgun ve faziletli insanlardan daha çok olduğundan cemiyeti hep kötüler idare edecektir.

*Halk sade kendi aklıyla oy kullanmaz; gazeteler, partiler ve bütün münevverler halkı yönlendirir; bunlar da kendi menfaatleri uğruna halkı kandırırlar.

*Sırf gazete ve parti olarak onların kendi menfaatleri millî menfaatleri çok geride bırakır.

*Gazete ve partiler gizli ve muzır eller tarafından servet karşılığında kullanılırlar.

*Halk derdini bilmiyor; münevverlerinin affedilmez ihaneti ile bizzat kendi içinde yaşattığı derdin ne olduğunu öğrenememiştir; bu yüzden demokrasi sadece sadra şifa vermeyen bir kontrol rejimi olarak kalıyor.

*Halk “Her zaman dizginler elimdedir.” diye kendini aldatabiliyor.

*Çoğunluğun oyuna başvurulan her yerde haksızlık ve kötülük kendini gösterir.

*Her biri bir oy kullanan insanların arasında kültür ve ahlâk bakımından eşitlik yoktur. Bu rejimde insanın fert olan varlığının taşıdığı cevher, eşitlik terazisinde tartılarak onun insanlık değeri hesaba katılmamıştır. İnsanlar, ağıllardaki hayvanlar gibi hep birbirine eşit sayılmıştır. Eşitlik temeline dayandığını iddia eden demokrasiler, her yerde eşitliği çiğneyen liberalizm ile el ele vermiştir.

*Demokraside hâkimiyet, halkın bütünlüğünde değil, halk içinde türeme fırsatı bulan bir sürü kuvvet zümrelerinin elindedir.

*Bu zümreler; büyük sermaye, satın aldığı gazetelerle sürekli telkin yaparak halkın iradesini esir alıyor; bütün halka kendi ruhuna yabancı zehirleri her gün sunabiliyor.

*Zümre menfaatleri hep halkoyu adına direnmek suretiyle sağlanıyor.

*Halk kitleleri umumi iradeyi temsil edemiyor.

*Sokrat’ı yetiştiren Atina demokrasisi değildi; Peygamberimizin istişare rejimi de halkın oyuna başvuran bir demokrasiden çok uzaktı. Her yerde insanların çoğunluğu şer ile ihtirasları aradığına göre, topluluğun oyuna başvurulduğu her yerde şer ile zulmün kazanacağı tabii görülmelidir.

* Demokrasi, gerçek milliyetçiliğin idare sistemi olamaz; her biri kendisi için bir otomobil sahibi olmayı isteyen halk, böylelikle milletini düşünmüş olamaz. Her biri apartmanının ve irat kaynaklarının, vergilerinin indirilmesini ve büsbütün kaldırılmasını isteyen fertlerin bu emeli millet sevgisiyle, millet davasına bağlanamaz.

*Zengini ihtirasından, fakiri kin ve gayzlarından kurtararak, insanlık sevgisi içinde millet fertlerini Allah iradesine bağlayıp yaşatacak iktidar ise, Hakk’ın hâkimiyeti ve halkın hükümetidir. Bu rejim, halkın ihtiraslarıyla boğuşarak onları millet emel ve davaları uğrunda yok etmeye çalışırken nefsini de feda etmeyi göze alan fedailerin rejimidir. Bu cihadın savaşçıları halka karşı halk için olanlardır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.