Ana sayfa GÜNDEM Cingöz’ün anlatımıyla; Balkan Türkleri

Cingöz’ün anlatımıyla; Balkan Türkleri

836
0
PAYLAŞ

Türk Ocakları Polatlı Şubesince her hafta düzenlenen konferansların bu haftaki konuğu Yurtdışı Türkler ve Göçmenler Platformu Başkanı Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz oldu.

Türk Ocakları Polatlı Şubesince her hafta düzenlenen konferanslarda bu hafta Balkanlardaki Türk varlığı konuşuldu. Konferansa, Türk Ocakları Polatlı Şubesi Başkanı İlhan Dereköy, Başkan Yardımcısı Yetkin Öztürk, Türk Ocakları Polatlı Şubesi üyeleri ve Belediye Meclis Üyeleri katıldı.

Türk Ocaklarında bu hafta; Balkanlarda Türk Varlığı

Türk Ocakları Polatlı Şubesince her hafta düzenlenen konferanslarda bu hafta Balkanlardaki Türk varlığı konuşuldu.

Türk Ocakları Polatlı Şubesince her hafta düzenlenen konferansların bu haftaki konuğu Yurtdışı Türkler ve Göçmenler Platformu Başkanı Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz oldu. Konferansa, Türk Ocakları Polatlı Şubesi Başkanı İlhan Dereköy, Başkan Yardımcısı Yetkin Öztürk, Türk Ocakları Polatlı Şubesi üyeleri ve Belediye Meclis Üyeleri katıldı. Türk Ocakları Polatlı Şubesi Yönetimi ve konuşmacı İsmail Cingöz, konferans öncesinde Kent Konseyi Başkanı Tekin Çelik’i ziyaret etti.

Türkler, 600 yıl bölgenin adalet timsali oldular

Yurtdışı Türkler ve Göçmenler Platformu Başkanı Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, konferansta yaptığı konuşmada; “Tarihi çok eski dönemlere uzanan Balkanlar bölgesi jeopolitik yapısı nedeniyle birçok kavmin işgali, yerleşmesi, savaşları ve güç mücadelesine sahne olmuştur. 1352 yılından itibaren Gelibolu üzerinden Balkanlara geçen Osmanlı Türkleri ile bölgeye Türk unsuru hâkim olmuş ve yaklaşık 600 yıl bölgenin adalet timsali olmuşlardı. Türklerin gelişi ile Hıristiyan bir coğrafyaya İslam öğesi de girmiş demekti. Fransız ihtilalinin milliyetçilik akımını fırsat bilen ve zayıflamakta olan Osmanlı Devleti’nin durumundan da istifade ile bölgeye hâkim olmak isteyen başta Rusya ve Patrikhanenin kışkırtmaları ile etnik olaylar başlamış, Osmanlı topraklarında ardı ardına bağımsızlık ilanları yaşanmıştı. Fakat bağımsızlığını kazanan bu devletler Osmanlının adaletine karşılık kin ve nefretle Müslüman-Türk unsuruna saldırmışlar, katliamlar, işkenceler, sürgünler ve göçlerle dolu bir yüzyıl yaşanmasına sebep olmuşlardı. Bu bölgede en fazla zulümle anılan millet Bulgarlar olarak öne çıkmıştır. 1877’den neredeyse kesintisiz diyebileceğimiz bir periyotla, 1990’lara kadar süren sistematik bir yöntemle azınlıklara, özellikle de Müslüman Türk unsuruna saldırmıştır. Bulgarlar ne yaptılarsa Müslüman-Türk unsurunu tüketememişler ve nihayetinde uluslararası baskılara da dayanamayarak pes etmişlerdir. Tabi burada Komünizmin sona ermesi bir kırılma noktası olmuştur. Ardından NATO ve BM üyeliği de politikalarını uluslararası normlara çekmek zorunda kalan Bulgaristan’da azınlık sorunları çözülmüş gibi görünse de halen ince politikalarla gizli bir şekilde yürütüldüğü dikkatli gözlerden kaçmamaktadır.”şeklinde bilgi verdi.