Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Üzüntü – Köşe Yazısı

Üzüntü – Köşe Yazısı

742
0
PAYLAŞ

Bir takım olumsuz olaylara karşı, insan vücudunun gösterdiği doğal tepkidir üzüntü. Ya da insanın, hoşlanmadığı bir olaya, karşı duruşunu belli etmesidir. Ancak üzüntü, insan duygusunun sergilediği böyle tabi bir olay olmaktan daha öteye geçerse kişiyi manen sıkıntılara da sokar.

Böyle bir durum, insanın ruh ve akıl dengesini sarsabilecek ve normal olmayan bazı gelişmelerin ortaya çıkmasına da sebep olacaktır. Oysa olumlu ya da olumsuz, çeşitli olaylar karşısında sergilediğimiz hiçbir tepki ne çevredekileri, ne de insan bünyesini sıkıntıya sokacak veya zarar verecek boyutlarda olmamalıdır.

Tabiatıyla, vücudun normal savunma mekanizması olan üzüntü bu çerçevenin dışına taşmamalıdır, hatta içe dönük tahribatları yerine kişiyi, olumsuz olayların bir daha gerçekleşmemesi için tedbirler almaya götürmelidir.

İnsan olarak, sevinmeye ne kadar hazırlıklı isek, üzüntü verici olaylara da aynı şekilde hazırlıklı olmamız gerekir. Çünkü hayatı, ne bir eğlence yeri, ne de bir azap ortamı gibi görmek doğru değildir. Birbirinden farklı olaylar sürekli akıp gidecektir.

Hayatımızdan. Önemli olan olumlu ya da olumsuz, yaşadığımız her olaydan ders çıkarmayı bilmemizdir.
Aşırı üzüntü ümitsizlik belirtisidir. Ümitsizlik ise tam bir felakettir. Çünkü ümidini kaybeden insan her şeyini kaybeder. Bu yüzden bu dipsiz kuyuya düşmemek ve kendimizi harab etmemek için küçük şeylerden de mutlu olmayı bilmek, daima aktif çalışmalarda bulunmak, geleceğe yönelik projeler yapmak veya bu projelerde yer almak, hayatı güzel şeylerle renklendirmek, başarısızlıktan yılmamak ve hatta ders çıkarmak gerekir. Elbette herkes için üzüntüler olacaktır ama bu hiçbir zaman hayatın sonu, dünyanın sonu değildir. Bilmeliyiz ki üzüntü üzüntüyü davet eder.

İnsanın psikolojik yapısı da ani geçişlere ve değişimlere müsait değildir. Üzüntünün ardından sevinçli bir ortama hemen geçemeyiz fakat ağır ağır ondan kurtulabilmek için, olayların iyi yönlerini düşünüp daha kötü bir durumda olmadığımıza şükredebiliriz.

Yüzme bilmeyen insan suya düştüğü için değil, suda kaldığı için boğulur. O halde bu, hayat denen üzüntü ve sevinç denizinde iyi yüzmeyi öğrenmeliyiz. “Hayat, üzüntüye mağlup olanlara ait değildir.”