Ana sayfa Yazzar Boncuğu ÖLÜMÜM ÜZERİNE HAS Bİ HAL -Köşe Yazısı

ÖLÜMÜM ÜZERİNE HAS Bİ HAL -Köşe Yazısı

2597
0

 

Başı mıydı rüyamın emin değilim belki de sonu, kendi uykumu kendim mi böldüm?

En güzel yerinde miydim düşümün bilmiyorum, öldüğümü gördüm.

Derin bir çekmeceyi çektiler az önce

Buz gibi ayağım…

Başparmağımda bir ilmik, ilmikteki isimlikte, adım…

Sıcak mıydı ki halâ yatağım?

Yersiz olacak biliyorum ama yerimi yadırgadım.

İsmim okundu sandım anonsta, ilkini pas geçtim, ikinciye kulak kabarttım…

Düzeltin artık şu belediyenin hoparlörünü, kendi ismimi kendim anlamadım.

Selâmı dinledim, kendi selâmı kendim selamladım…

En son takım elbise vardı üzerimde, hatırladığım…

Ne ara anadan üryan soydular, yıkadılar, kefenlediler anlamadım…

Diğer ritüelleri sırasıyla göreceğim elbet, şimdilik; Dünya yalan pamuk gerçek, tıkarlarken tıkandım…

I ıhh dedikçe ben, anlamadılar haliyle ölmüş adam halimden, seslendim duyuramadım.

Tam beden dilimle anlatacaktım, güldüm kendime, ölü bedenimin dilini nereden bulacaktım.

Neyse, dört kişi zor kaldırdı beni,

Kilom aynıydı ama omuzlardaki yük, ölümün ağırlığıydı besbelli…

Evin geniş salonundan dipteki dar odaya gitmek gibi, tabuta sığdım ama epey sıkıştım.

Sünnet çocuğu gibi, asker konvoyu gibi düğün alayı gibi gezdirdiler şehri…

Doğduğum evin kapısındayım.

Komşuların çoğunu tanıyamadım, yaşlanmış çoğu ya da taşınmışlar sanırım.

‘’Yazık pek gençmiş herhalde’’ dedi bir amca, sesinin samimiyetine sarıldım.

Tam ‘’ Yok amcacım 41’ imden gün aldım’’ diye yanıtlayacaktım,

‘’ Kaç yaşındaydı? ‘’ diye sordu kardeşime, yaşlı bir teyze,

‘’ 41’’ cevabını duyunca, ‘’ 41 kere maşallah’’ diyecek sandım.

Doğduğum evden büyüdüğüm eve getirdiler şimdi, dedemin avlusundayım…

Asıl kalabalık burada, hepsi tanıdığım…

Yerim dar olmasa aklıma gelmedi değil hani, dur şunlara bir muziplik yapayım,

Elimi tabutun kenarından uzatayım,

Dinelip yattığım yerden, ‘’ Hayırdır, n’aparsınız burada? ‘’ diye sorayım.

Konu komşu akraba, kıyamadım.

Kıymalı pide kokusu tüm sokağı sarmış, hafiften de helva kokusu aldım.

Giderayak biradere de masraf çıkardım diye hayıflandım.

Daha etrafa bakmadan çam ağaçlarının kokusundan tanıdım.

Kurtuluş camiinin avlusunda, musalladayım.

Ahmet Hoca ile İsmail Hocayı aradı gözlerim, zannettim ki çocukluğuma döndüm, yaz tatili Kur’an kursundayım.

Gençten bir imam kıldırdı namazımı, tecvidli okudu dualarımı, dinlemeye doyamadım.

Namaz sonu yine yol, istikamet tek, bilet yalnız gidiş, Haymana yolundayım.

Birader ve yeğenler indirdiler, son dualar ve kapanış, topraktayım.

Seslendim giderlerken kimse duymadı ‘’ Karanlıkta uyuyamam ben, güneşimi kapatmayın’’

Biraz soğuk, epey karanlık, çok sessiz, mecbur alışırım…

Derinlikte sıkıntı yok da keşke daha geniş kazsalarmış,

Malum biraz deli yatarım.

Alaattin TAYMAZ