Ana sayfa GÜNDEM BABİL’DE TUFAN EFSANESİ: ATRAHASİS-KÖŞE YAZISI

BABİL’DE TUFAN EFSANESİ: ATRAHASİS-KÖŞE YAZISI

3625
0

Muazzez İlmiye Çığ , Sümerlilerde Tufan/ Tufan’da Türkler eserinde başından itibaren bütün tufan hikayelerini anlatıyor bu kitabında: Sümerlilerde, Akadlarda, İbranilerde, Araplarda , Türklerde; Tevrat’ta , İncil’de ,Kuran’da  Tufan…

M.Ö. 1700’lü yıllar. Babil. Akadca yazıya geçirilmiş metin. Sümerlerden Akadlara geçmiş bir tufan hikayesi: ATRAHASİS

“ Tanrılar insanlar gibi iken; Dicle’nin kıyısında kanallar açıyorlar, evler yapıyorlar, temizlik işleri ile uğraşıyorlar…İşleri çok ağır. Bu yüzden gidip baş tanrı , danışman Enlil babaya gözyaşlarıyla  sıkıntılarını anlatıyorlar. Gök tanrısı Anu, “ Ne oluyor, şikayetiniz nedir?” diye soruyor. Ona karşılık Bilgelik Tanrısı Ea, tanrı arkadaşlarına , “ Görmüyor musunuz, onların işleri ağır. Bunlara bir çözüm bulmalısınız.” diyor. Dölyatağı tanrıçası Beletili de “Ölümlüleri yaratalım da bunların işlerine yardımcı olsunlar.” diyor. Bilgin tanrıça ebe Mami de ona , “ Sen Dölyatağı Tanrıçasısın, ölümlüyü yarat. Boyunduruğu o taşısın.” diyor.  O da tanrılara şu öneri de bulunuyor: “Ayın yedisi ve on beşinde herkes temizlenecek, sonra bir tanrı kesilecek, onun kanıyla kil karıştırılacak, ondan insan olacak.” diyor. Bütün tanrılar bunu kabul ediyor. Ayın yedisi ve on beşinde herkes yıkanıyor. Bir toplantı yapıyorlar. Bu toplantıda bir tanrıyı kesiyorlar. Tanrıça Nintu onun kanıyla çamuru karıştırıyor. Bu çamura insan şeklini veriyorlar. Bütün tanrılar onun üzerine tükürüklerini atıyor. Böylece ilk insan oluyor. Bundan sonra dölyatağı Tanrıçası Nintu on dört parça çamur alıyor. Yedisini sağ, yedisini sol tarafına koyuyor ve bunlardan yedi erkek yedi kadın yaratıyor. Bunların evlenmesi ile çocuklar olmaya başlıyor.İnsanların yaratılması ile tanrılar işten kurtuluyor.aradan altı yüzyıl geçiyor.ülke genişliyor, İnsanlar çoğalıyor. Her taraf boğaların bağırması gibi seslerle doluyor. Tanrılar bu gürültüden çok rahatsız oluyor, geceleri uyuyamıyorlar. İnsanların çoğalmasından rahatsız oldukları için , insanlar arasında “şuruppu” hastalığını yayıyorlar. Kulakları tanrıların seslerine açık olan Atrahasis adlı biri, tanrılara, “ Bize ne kadar zaman böyle ıstırap çektireceksiniz ?” diye sesleniyor. Bunun üzerine Tanrı Ea’nın önerisiyle hastalık tanrısına pişmiş ekmek ve un takdim ederek şuruppu hastalığını ortadan kaldırtıyorlar.

Altı yüzyıl daha geçiyor aradan… Yine insanlar çoğalıp gürültü yapmaya başlıyorlar. Onlardan kurtulmak için yağmur Tanrısı yağmur getirmiyor.        Büyük bir kuraklık oluyor. İnsanlar bu yüzden ölmeye başlıyorlar…Yine tanrı Ea’nın yardımıyla rüzgâr ve Yağmur Tanrısı Adad’a bir mabet yapıp ekmek ve un kurban veriyorlar.Böylece kuraklık bitiyor. Kıtlıkta insanlar öyle oluyor ki kız annesine , anne kızına kapıyı açmıyor. Ev halkı birbirini yiyor. Ölmeyen ancak birkaç kimse kalıyor. En az altı yüzyıl daha geçiyor… Yine insanlar çoğalıyor ve sesleri yükseliyor, tanrılar bundan rahatsız oluyorlar. Bunun üzerine Hastalık Tanrısı Namtar insanlar arasına çeşitli hastalıklar sokuyor ve onları kırıp geçiriyor. Ea, Atrahasis’e bunları önlemek için önerilerini söylüyor.

Yine yıllar geçiyor , inasnlar çoğalıyor.başta Tanrı Enlil olmak üzere tanrılar bu gürültüden şikayet ediyorlar.Bunun üzerine bu gürültücü insanları bir Tufan’la yok etmeyi planlıyorlar.Bunu hemen insanların dostu olan Bilgelik Tanrısı Ea/Enki  bir duvar arkasından Atrahasis’e bildiriyor. “ Kendine bir tekne yapmalısın, yaşayanları kurtar. Tekne alt ve üst katlı , teknenin damı Apsu gibi içeriye güneş girmeyecek şekilde olsun.Takımları güçlü, asfaltı güçlü olsun..” Atrahasis bu haberi alınca yaşlıları topluyor; onlara tanrının kendisini istemediğni , hakbuki onlara hep saygılı olduğunu , tanrı Enki’nin ona , orada kalamayacağını, Apsu’ya gitmesinin gerekli olduğunu söylediğini anlatıyor. Bunun üzerine tekne yapılmaya başlanıyor. Marangoz keserini, kamış işçileri aletlerini, çocuklar asfaltı taşıyorlar. Tahtalar, kamışlar, asfaltlar toplanıyorlar. İşçiler bol bol yiyor,içiyor ve bir dakika boş durmuyorlar.Atrahasis, başlarına geleceklerden haberi olmadığı için onlara çok üzülüyor. Bulutların toplandığını,havanın yavaş yavaş bozulduğunu gören Atrahasis,alacaklarını alarak gemiye giriyor. Geminin kapısını ziftle kapıyor. Arkasından  yağmur boşalıyor. Kimse birbirini göremiyor, ne olduğunu anlamıyor. Tufan bir boğa gibi uğulduyor, rüzgâr bir yaban eşeği gibi bağırıyor, her taraf kapkaranlık oluyor, göz gözü görmüyor.  Tanrılar bile bu felakete şaşıp kalıyor ve ondan korkuyorlar.Tanrıça Nintu, yarattığı bu insanların yok oluşu karşısında gözyaşları döküyor. Tufan, yedi gün yedi gece sürüyor.

Bundan sonra gemi karaya yanaşıyor. Atrahasis tanrılara kurbanlar veriyor, tütsüler yakıyor. Tanrılar,  bu adam nasıl kurtuldu diye şaşırıyorlar. Enki2den şüpheleniyorlar. Yeniden böyle bir felaket yapmamaları için doğum Tanrıçasının doğumu  kontrol etmesini istiyorlar.”