DOLAR 8,8189-0.54%
EURO 10,3366-0.96%
ALTIN 496,64-0,47
BITCOIN 381852-0,87%
Ankara
23°

PARÇALI AZ BULUTLU

05:25

İMSAK'A KALAN SÜRE

1951 GORDİON (Yassıhöyük) KÖYÜNE ZAMANDA YOLCULUK-2

1951 GORDİON (Yassıhöyük) KÖYÜNE ZAMANDA YOLCULUK-2

ABONE OL
14 Ocak 2017 14:28
1951 GORDİON (Yassıhöyük) KÖYÜNE ZAMANDA YOLCULUK-2
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Arkeolojik çalışmalarda, ilk sondajı yapan Abdullah amca, Kral Midas’ın mezarına ulaştıkları o zorlu çalışmayı anlatıyor. Zonguldak’tan getirilen maden işçileri ile birlikte, öncelikle bir tünel kazıyorlar ve bu tünelden ilerliyorlar. Önlerinde 45 mt. Yüksekliğinde toprak ve taş yığını olduğunu, 20 metre taş yığının altını kazdıklarını ve gece boyu süren kazı çalışması sonunda taştan bir duvarla karşılaştıklarını anlatıyor. Profesör Young, haberi alır almaz geliyor ve işçilere; kazıya taş duvarın tavanından devam edilmesini söylüyor. Fakat tavan taştan olduğu için işçiler burayı kazamıyorlar. Daha sonra Profesörün isteği üzerine duvar yıkılıyor ve bu şekilde ilerleyen kazı sonunda 30 cm aralıklarla içi taşlarla doldurulmuş dört ağaç blok ile karşılaşıyorlar. Ağaçları kesip taşları çıkararak mezar odasına ulaşıyorlar.

***

Abdullah amcaya içeri ilk girdiğinde ne gördüğünü anlatmasını istedim. Şöyle yanıt verdi: “İçeri girdiğimizde ilk gördüğüm, duvarda çivilere asılmış rengarenk elbiselerdi. Hepsi giyilebilecek durumda, uçları çengelli iğnelerle tutturulmuş elbiseler… Bunlar, hava alıp bozulmasın diye iki camın arasına konulup mezarın dışına çıkartıldılar.” Bu güne kadar hiçbir yerde görmediğim, samimiyetine ve söylediklerine inandığım Abdullah amcanın anlattığı; duvardaki çivilere asılı, her rengi mevcut bu elbiseler nerede? Aynı soruyu Abdullah amcaya da sordum. Nereye götürdüler dedim, “haberim yok” dedi. Tekrar mezarın içerisinde görmüş olduklarını anlatmaya devam etti…

***

“Odada bulunan üç kazanın bir tanesinde kız figürü, diğerlerinin kulplarında da hayvan figürleri vardı. Odanın diğer köşesine baktığımda bir tahta karyola ve bu karyolanın üzerinde, başının altında katlanıp konulmuş renkli elbiseler olan; üzerinde siyah deriden yapılma; belden aşağısını saran, çengelli iğnelerle tutturulmuş kıyafetiyle yatan biri vardı. Kafatasının alın kısmı çatlak ve ağzında bir diş eksikti.”

***

Abdullah amca, kazı çalışmaları sırasında mezar odasında geçen konuşmalara göre Profesör Young’ın, Kral Midas’ın kafasındaki çatlakların da gösterdiği üzere yerine geçmek isteyenler tarafından dövülerek öldürüldüğü yorumunda bulunduğunu söylüyor. Peki soruyorum; günümüzde eden Kral Midas’ın kale kapısından atlayıp intihar ettiği ya da zehir içerek öldüğü söyleniyor? Abdullah amcanın anlattığına göre mezar odasının diğer köşesinde beyaz bir torbanın içinde yetmiş adet Fibula denen çengelli iğnelerden vardı. Peki, bronz heykeller ve kazanlar dışında hiç altın çıkmadı mı dediğimde; ilginç bir şekilde Midas’ın mezarından tek bir altın dahi çıkmadığını, Kırhanharmanı ve Sazlar köyü yakınlarındaki höyüklerde; bir tarafı düz, diğer tarafı mühür şeklinde altın ve gümüş paraların çıkmış olduğunu söyledi.

***

Tümülüs’ün loş koridorlarından çıkıp günümüze gelelim şimdi. Müzenin girişinde Abdullah amcanın Mr. Young ile birlikte ilk sondajı yaparken çektirdikleri resimler var ve bu resimler eskiden ortaokul ders kitaplarında da yer alıyormuş. Abdullah amcamız, yirmi üç sene kazı çalışmalarında yer almış; Mr. Rodney S.Young bir trafik kazasında ölünce çalışmayı bırakmış. O dönemlerde kimse sigortasını yaptırmadığı için kendi imkanları ile emekli olmuş. İlginçtir ki bu zamana kadar kazılarda sadece bir adet kadın dişi bulunabilmiş ve hiçbir şekilde kadın iskeletine rastlanmamış.

***

Günümüzde kazı çalışmaları Profesör Young’ın öğrencileri tarafından hala devam ediyor. Abdullah amcaya o güne dair olumsuz bir şey olup olmadığını sordum. Yirmi üç sene boyunca çökme tehlikesi olan tünel içinde çalıştıklarını ve ne mutlu ki kimseye bir şey olmadığını söyledi. Bizlere bu değerli bilgileri veren, ilk sondajı yapan Abdullah amca geçmişte bilinmeyen birçok şeyi kendi ifadeleri ile bizlerle paylaştı. Geçmiş Uygarlığın ortaya çıkartılmasında yirmi üç senelik bir emek harcayan Abdullah amca da bizler için kültürel bir mirastır. Onun sesinden, onun gözünden geçmişe uzandık ve bilinmeyenleri; yazılmayanları öğrendik. Yerel yöneticilerimiz de, Abdullah amcaya bu kültürel mirasımızın ortaya çıkarılmasında yaptığı çalışmalar ve katkılardan dolayı eminim ki onunla tanışmak isteyeceklerdir. Tüm yolculukta benim kafama takılan iki şey var: Kral Midas’ın mezar odasında bulunan ve kazı esnasında bozulmaması için cam içerisinde dışarı çıkarılan rengarenk kıyafetler ve Midas’ın başının altındaki diğer kıyafetler şimdi nerede? İkincisi ise; Midas’ın mezarının açıldığı sırada Profesör Young’ın da yorumladığı üzere kafatasındaki çatlaklar ve eksik olan dişi hakkında bu güne kadar neden bir açıklama yok? Abdullah Amcanın gördüğünü anlattığı bahsi geçen şeyler neden kayıt altına alınmadı? Günümüzde devam eden Gordion’a ait kazı çalışmalarında geçmiş uygarlıklara ait eserler hala çıkmakta… 1961 senesinde, buraya gelen arkeologların kazı çalışmaları süresince kalmaları için yapılan ev günümüzde harabe bir şekilde onlar tarafından hala kullanılmakta…

 

 

 

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.