Ana sayfa Özgürce Kötülük

Kötülük

818
0
PAYLAŞ

“İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar.” Albert Einstein

Faydası değil zararı görülen  kısa veya  uzun vadede can sıkıcı olandır. Zayıflıktan doğmaktadır. İstenmeyeni istemek isteneni de istememeyi getirmektedir.

Çevremize  bakarsak zayıf ahlakta  kötülük gün yüzüne çıkmaktadır. İnsanın karşılaşmak istemediği bir durumdur.

Olumsuzlanan bir değerdir kötülük. Pragmatik (kısa vade faydacılık)  davranışlar genellikle kötülüğü doğurmaktadır.

Yoksunluk durumudur. Acıyı duyabilen varlığın incitilmesidir. Zihin tarafından kavranılmaktadır. Duygular tarafından hissedilmektedir.

Acı vermeye  yatkın olmak kötülüğü getirmektedir. Sel, fırtına, deprem doğadan kaynaklanan oluşumlar ve işkence, tecavüz , soykırım gibi davranışlar ise insanın insan tarafından  zarar görerek olumsuz etkilenmesidir.

Bencilliğin de kör halidir. Güzel uykuyu kabusa çevirmektedir.Yüzün gülmemesidir Arsızlık, vahşet zalimliği getirmektedir.

Üzüntüyle beraber ruh kirliliğini taşımaktadır. Mutsuzluğun, tatminsizliğin, yetersizliğin adımlarıdır.

Kötülük yapan insanda aşağılık kompleksi vardır ve bu şekilde kendini yüceltme duygusunu yaşar. Kötülük bir nevi tatmindir bazı ruhlar için.

Zavalılığın en yaygın ve organize şeklidir . Bencilliğe karşı olmayı,  empatiyi içersinde barındırmamaktadır.

Kin  beslemeyi içine almaktadır.  İnsanın kendi zayıflığına tutsak oluşudur. İnsanın gereksinimlerini, dileklerini kabul etmemeyi  getirmektedir. Kötülerin kalbi taştandır ve herkesi kendileri gibi sanmaktadırlar.

Aslında, kötü olmayanları güçsüz görüp bir şekilde onları cezalandırma içgüdüsü de taşır kötüler. Böylece de kendilerini bir üst seviyede tutarak tatmin duygusu yaşarlar.

Adaletsizliği getirirler, demokrasi düşmanlığı, insanlık, bilgi ve bilim düşmanlığı,kadına düşmanlık ve doğa  düşmanlığı yaratırlar. Özellikle hayvanlara yapılan kötülükler tam bir vahşettir.

İçten pazarlıklı olmaktır. Kötülük intikam arzusuyla beslenmektedir.  Eksikle beslenmektedir. Can yakmaktadır. Bencilliğin, sömürünün, vicdansızlığın  dünyanın her hücresine yayılmasıdır.

Acımasızlık ve zülümün yer etmesidir, kanıksanmasıdır. Işığın sevilmemesidir. Çocukların dövülmesi hayvanların da canının yanmasıdır.

Gücü içersinde barındırmaktadır. Saflık ve iyilik göz ardı edilmektedir. Asmak ve kesmektir. Kendince güçsüz ve aciz gördüğü, gücünün yettiği her şeye zarar vermektir kötülük…

Bıçak sırtında yürümenin adıdır. Öğretmeden başarı ölçülmeye kalkılmasıdır. Yönetimde gevşek davranarak sınırların korunmasıdır. Öğretmeden  infazın yapılmasıdır.

Kapitalizmin de insan odaklı olmaması  siyasetin pratiğini de  kötülük üzerine inşa etmektedir.

Egemenlik modern iktidar teknikleriyle kötülüğü sıradanlaştırarak yeniden üretmektedir.

Sermaye mülkiyetinin insanlara kazandırdığı davranış kodlamasından kaynaklanmaktadır.

Nefret, iftira, kutuplaştırma, ayrıştırma, yolsuzluklar, insan hakları ihlalleri, yargıya maddi manevi müdahale, hile medyaya, sanata baskı, fişleme, yasaklamak. Korku,endişe vermek kaba ve kırıcı olmak ve çevreyi ihmal etmektir.

Hayvanlara eziyeti, borç alıp ödememeyi, dostlara kazığı da barındırır. Kurnaz ve sinsidir ve sürükleyen de fitnedir.

İlericiliği geri gidişle  tehdit etmektedir. Kullanılması da karın boşluğuna indirilen bir yumrağa benzemektedir.

Yıkımı içersine alan  unsurdur.Yeniden kurma gereğini duymamaktadır. Sebep ve sonuç mantığını red etmektedir ve sıkıcıdır. Kayıtsızlık hali ve kısır döngüdür kötülük.

Cehalet, lümpenlik arsızlık ,bozulmayı da beraberinde getirmektedir. Hayal kırıklıkları etken olmaktadır. Kötülük masum gösterilmemelidir..

Kötülüğü iyiye dönüştürmek insanlığın borcudur. Kötülük, onca gücüne kuvvetine rağmen dayanışmanın önünde duramamaktadır.

Kötülük dinsel öğreti içinde de olduğu için kanıksanmış ve kabul görür bir hale gelmiştir.

Dünyada “iyiler” ve “şeytana uymuş kötüler” olduğu söylenerek kabahati de kendini savunma şansı olmayan manevi bir varlığa yüklemek işlerine gelebilmektedir  insanların. Cezasını da nasıl olsa bir başka dünyada görecektir kötülük…

Buna inanan insan toplulukları her telden kötülükle savaşmak yerine işin kolayına kaçıp her şeyi tanrıya havale eder hale getirilmektedir.