Ana sayfa Yazzar Boncuğu AHH – MAT

AHH – MAT

4832
0

-Fil nasıl ilerler?

-Böyle hortumunu kaldırarak, aheste aheste…

-Peki, At nasıl hareket eder?

-Kimi zaman rahvan, kimi zaman dörtnala ama genelde dıgı dıg dıgı dıg dıgı dıg şeklinde…

-Hımm,  Kale nasıl gider?

-Kale nasıl gitsin? Adı üstünde kale gibi durur yerinde…

-Vezir’ i bil bari be birader?

-Biliyorum tabii ki… Padişahın sekreterleri gibi düşün… Vezirler, sadrazamı rezil de eder baş vezir de…

-Şah diyeceğim ama sırf merakımdan soruyorum, Şah nasıl hareket eder?

-Şah damarı var, hareketi kalbin atışına göre… Padişah var, hareket şekli dilediğince… Şaha kalkmak deyimi var misal, şaha kalktı mıydı at vesaire, aşk olsun durdurabilene…

-Satranç taşlarından bahsediyorum, hiç mi oynamadın? Hani düşüne düşüne oynanır, düşünce gücüyle…

-Hiç oynamadım…

-Niye?

-Taş oyunları günah diye…

– Zekâyı geliştirirdi, lazım olunca kullanırdın, zekâ diyorum verildiyse kullanmak lazım neticede… Günah konusuna gelince, Yavuz Sultan Selim Han’ dan bir misalle anlatayım dinle… Yavuz Sultan Selim Han, şehzadeliğinde Trabzon valisiymiş. Osmanlı Devletinin komşusu İran’daki Safevi hükümdarı Şah İsmail’in kendileri için büyük bir tehlike olduğunu anlamış, İran’ın durumunu ve şahı daha yakından görmek için kıyafet değiştirip, gezici bir derviş gibi gizlice ve tek başına, uzun bir yolculuktan sonra gelmiş İran’ın başkenti Tebriz’e…

-Eeee?

-Şah İsmail, satranca pek meraklı ve oyunun namlı bir ustası… Daha kendisini mat eden çıkmamışmış… Yavuz Sultan Selim Han’ da satrancın üstadı… Şah İsmail, derviş zannettiği Sultan Selim Han ile satranç masasına oturmuş… İlk oyunda rakibini tartmak için yenilmiş Sultan Selim… İkinci oyunda birkaç hamlede mat etmiş Şah İsmail’ i… Şah İsmail, derviş kılığındaki Sultan Selim Han’ ın göğsüne bir tokat atmış, yenilgiye sinirlenince…

Bak hele…

– Yine de bir kese altını vermiş kendisine… Yavuz Sultan Selim Han keseyi, Şahın atına bindiği binek taşının altına koymuş. Yıllar geçmiş, Padişah olan Sultan Selim Han, Çaldıran’ da Şah İsmail ve ordusunu yenmiş… ‘’ Tokat öyle atılmaz, böyle atılır.’’ Dediği de rivayet edilir.  Ordusuyla Tebriz’ e giren Yavuz, şahın sarayında binek taşının altına altın gömmüştüm bakın demiş… Bakmışlar, kesesiyle altın orada… Anlamışlar ki Yavuz Sultan Selim  daha şehzadeyken İran’ ın fethini koymuş kafasına… Satranç bahane…

-Tüylerim diken diken oldu… Ecdad da satranç oynamış demek vay bee… Kıssa’dan hisse… Hikâye bittiyse şu satrancı bana da öğretsene…

AŞK’ÇA KALIN…