Ana sayfa Yazzar Boncuğu İNCE BELİN BUĞUSU

İNCE BELİN BUĞUSU

3057
0

– Ati çayın soğudu.

Sık duyarım bu sözü…

Dumanı üstünde, daha yudum almadan içimi ısıtır ince belin buğusu…

Muhabbete dalınca ‘’ Bi sus Ati, motorun soğusun.’’ demez de “Çayın soğudu Atii” der hem çayın hem de çaydan gelen nezâketin erbâbı… Hemen yuvarlarım yavrucağı…

Çok zaman, birini ya da bir şeyi düşünürken soğur çay… Çünkü herkes gider, her şey biter, çay sana kalandır, an’larının ve anı’larının sana bıraktığı…

DEM dediğimiz şey de aslında çayın da derdinde ortak ölçü birimi…

Çay demlenir, dert demlenir, çay da dert de demlendirir adamı…

Ateşler içinde yandığına göre, unutulduğunda soğuduğuna göre, bekleye bekleye acıdığına göre çayın da var kendine göre bir derdi…

Çayını açık içenler, bardağın diğer tarafından sevdiğini görememe endişesi taşır mı sahiden? Hani Cemal Süreyya’ nın söylediği gibi…

Ya da iki çay söylediği için, biri açık… Ve sadece bunun için sevebilirler miydi insanlar birbirlerini?  Hani Can Yücel’ in dilediği gibi…

Gerçekten anılarda mı kalırdı ince bel? Namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmemiş olsaydı eğer… Hani Cezmi Ersöz’ ün sorduğu gibi…

Basit yaşanabilir mi hayat, bu çıldırtan telaş içinde… Çay, simit ve peynirle… Hani Nazım Hikmet’ in keşmekeşe doyduğu gibi…

Dudak payı bırakılır hani bardakta… O mesafe bile fazla mıdır uzak kalınırsa sevgilinin gözlerinden? Hani Sunay Akın’ ın tarif ettiği gibi…

Orhan Veli’den Behçet Necatigil’ e, Turgut Uyar’ dan Edip Cansever’ e, Orhan Kemal’ den Oğuz Atay’ a çay güzellemeleri…

Sormak elbette hakkın sevgili okur,  peki sana göre çayın hikmeti nedir Ati?

Madem sordun, söyleyeyim sevgili okur;

Bana göre çay; Bitenlere ve gidenlere rağmen bir araya gelebilme ihtimali…

Kaideyi bozan bir istisna; Rize’ de Atatürk’ ümüzün abidesinin kaldırılış biçimi… Öncesinde ‘’ Ha uşaklar biz bu heyçelun yerune çay bardağu koyaccağuk ‘’dedikleri referandum süreci…

Yaptığınız ayıptan sonra, ayıp değil söylemesi; Bundan sonra semaveriyle bile verseniz, BİTTİ…

Değeriniz olan çay ve o çayın konduğu çay bardağı gökten zembille mi indi? Çay’ ın babası dediğiniz Zihni Derin Bey’ i çay fidanlığı üretmek üzere, Garal tepesindeki hazineye ait 15 dekarlık araziye, belediye başkanınız mı gönderdi?

Peki, O çayı koyduğunuz ve şehrin meydanına konulacak çay bardağının 1934 ‘de fabrikasını kuran, kimdi?

Rize için çayın babası olarak bilinen rahmetli Zihni Derin bey, yattığı yerden kalkıp tüm Rize’ ye; ” Değil mi ki siz bu haltı yediniz, Rize’ ye sıcak çay yok, soğusun çayınız da ziftin pekini içiniz ” dese yeri…

BİR FİNCAN KAHVE’ NİN HATIRI

27Aralık 2015… Saat 09.05… En birinci Meclis’in önü… Dikmen sırtlarında O’nu karşılayıp, kurucu Meclis’ e kadar birlikte gelmişiz…

-Paşam, hoş geldiniz, umutlar getirdiniz… 1919’un 27 Aralığı gibisiniz… Yaşınız yine otuz sekiz…

-Milletimin ahvali nedir çocuk, nasılsınız iyi misiniz?

-Özlemekliyiz Paşam… Memleket gibiyiz, uzun yollardan, uzun yıllardan geldiniz, karnınız aç mı? Çay içer misiniz?

-Çay mı?

– Haklısınız Paşam, Rize’ de yaşanan durumdan sonra ne deseniz haklısınız… Çok müteessiriz…

-Benim hatıram büstlerim, heykellerim değil çocuk… Benim hatıram, Türkiye Cumhuriyeti’dir…  Siz o hatırama sarılınız… Görüyorum ki, ‘’ Aziz Türk Milleti’nin nüvesi, Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye değersin.’’ dediğim kadınlarımızın sosyal hayattaki yerini iyileştiremediniz. Eğitimde, bilimde, hukukta arzu ettiğim yerde halâ değilsiniz. Her şeyi geçtim, ‘’ Yurtta sulh, cihanda sulh’’ demiştim. Nedir bu birbirinize düşman halleriniz?

-Ne deseniz haklısınız Paşa’m… Kahve kaynatalım, içer misiniz? Hem kahve çaydan daha hatırşinas… Kırk yıl hatırı var…

-Artık gitmek vakti evlat, şehitlikleri gezeceğim…

-Gitmeyin Paşam diyeceğim ama biliyorum gitmeniz gerek… Müsaadenizle elinizi öpeyim…

-Berhudar ol evlat.. Bakın ne diyeceğim… Onca yol geçtim, aziz milletimden kaygısız, gülen tek bir insan sureti görmedim. Kahvehaneler dolu, kütüphaneler bom boş… Zenginler çok zengin, şehrin yükseklerinde… Taşrada sefalet diz boyu… Beni anlamak, benimle avunmak, yerinde saymak, eskiyle övünmek değil ki…

-Haklısınız Paşam, her zaman olduğu gibi…

-Yani demem o ki evlat,

-Buyurun Paşam söyleyin,

-YA UYANIN GAFLET UYKUSUNDAN YA DA ARTIK HEYKELLERİMİ DİKMEYİN, KASIMPATILARI ZİYAN ETMEYİN!!!

AŞK’ ÇA KALIN…

DİP NOT: Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan zaman; Şimdiki zaman…

VİP NOT: İSTİKLAL GAZETEMİZ… 11. Yılında… 225. Köşe yazım ve 1 buçuk milyona yaklaşan okunma sayımla, gazetemizin 5 yılının bir emekçisi olmaktan onur duyuyorum…

BİP NOT: 2016… Acıttın, sancıttın, sızım sızım sızlattın… 2017’ ye söyle; Akıllı olsun…

TİP NOT: Noel Baba… Bu yıl evlere kapılarından gir de Keşan Müftüsü kızmasın…